FacebookTwitterGoogle+Share

Chitwan’dan sabah erkenden Pokhara’ya doğru otobüs ile yola çıktık.  Yine çılgın otobüsümüzle çılgın bir yolculuk başladı. Otobüste kalabalık bir Çinli turist grubu vardı. Chang  ching chonglu konuşma sesleri arasında, pencereden geçtiğimiz yollara bakıyor,  eşsiz manzaraları izliyordum. Birkaç saat yol aldıktan sonra otobüs hiç bir yapının, binanın olmadığı bir yerde durunca, Allah Allah ne oldu yine, dedim. Şoför ihtiyaç molası diye bağırdıktan sonra kadınlar tuvaleti sağ  taraf, erkekler tuvaleti sol taraf, diyerek eliyle otobüsün ön ve arka bölgesini işaret etti. Ama ortada ne tuvalet vardı ne de başka birşey. Şoför tuvalet olarak çalıları işaret ediyordu. Arkadaşımla ben kahkahalara boğulduk. Herkes gülüşüyordu. Kadınlar otobüsün arka kısmındaki çalılıklar arasında kayboldular, erkekler de ön tarafta. Allah’tan benim tuvalet ihtiyacım yoktu. Acaba bütün otobüsler burada ihtiyaç molası  veriyor mu diye merak etmekten kendimi alamadım.

Chitwan ve Pokhara arası 180 km. Ancak dağlar arasında kıvrılan yollardan gidildiği için en az 5 saat sürüyor.  Pokhara’ya öğleden sonra vardık. Nefis Phewa gölü kıyısında yer alıyor ve Nepal’de gördüğüm diğer yerlere nazaran daha turistik bir yer. Oradaki cafelere restaurantlara bayıldım. Otelimize yerleştikten sonra hemen bir küçük bir yer olduğu için, çabucak baştan aşağı yol boyunca gezdik. Bir cafede koca bardaklarla milk shake içtik kana kana.  Ana cadde çok hareketliydi. Dükkanlarda dağcılık malzemeleri doluydu. Bana hemen bir dükkandan su geçirmez kıyafetler aldık. Çünkü ertesi gün Poon Hill’e 5 gün sürecek trekking yapacaktık ve bu sefer hazırlıklı olmak istiyordum. Ancak sonra yaşayarak görecektim ki su geçirmez kıyafet bayağı su geçiriyormuş. Bu tarz kıyafetler alırken üzerine su dökerek test edin yoksa kazıklanabilirsiniz.

Pokhara’da dağcılık malzemelerini Kathmandu’ya oranla daha ucuz fiyatlarla bulabiliyorsun. Kaliteli olanları ayırd etmek gerekiyor, ancak trekking ayakkabısı, sırt çantaları, su geçirmez kıyafetler, yağmurluklar çeşit çeşit ve daha ucuz.  Gerçi Kathmandu’da da eğer dikkat etmezsen kalitesiz şeyler alabilirsin. Bu Nepal’de her zaman dikkat etmen gereken bir durum. Ben ilk günlerin verdiği tecrübesizlikle yaptığım alışveriş yüzünden bütün trekking boyunca ıslak yürüdüm. Chitwan’dan aldığım yağmurluğun fermuarı bozuldu daha ilk kullandığım gün. Pokhara’da su geçirmez kıyafet aldım diye yeni yağmurluk almadım inat edip. Ama aldığım kıyafetler de su geçirince su içinde yaptım trekkingi. Ayrıca yağmurluklar da şiddetli yağmurda su geçiriyor. Özellikle sırt çantanızı ve içindeki eşyaları korumak için sırt çantanızın da yağmurluğu olmasına dikkat edin. Yoksa kuru kıyafetiniz kalmaz. Su geçiren yağmurluğu ilk kez orada gördüm. Kalın olan yağmurluklar iyi ama ince kumaştan yapılanlar neredeyse hepsi su geçiriyor. Naylondan yağmurluklar daha iyi bence. Hatta büyük bir naylon torbanın bir kenarını kesip kafandan geçirince çok daha korunaklı bir yağmurluk oluyor. Porter’lar yağmurluk yerine bu torbaları kullanıyor daha çok.

Pokhara’daki ilk gecemizde müzikli danslı bir yerde yemek yemeğe karar verdik. Yöresel dansların yapıldığı bir yerde her zamanki menümüz olan Vegetable Rice (sebzeli pirinç) söyledim.  Nepalce şarkılar ve danslar eşliğinde keyifli bir yemek yedik. Böyle müzikli yerlerde garson bahşişi ile birlikte müzik için de faturaya ilave yapıyorlar.

 

Sabah erkenden kalkıp yola çıkacağımız için eğlencemizi çok uzatmadan otelimize döndük. Trekking beni çok heyecanlandırıyordu. Nasıl olacaktı, iplerle çıkacağımız yerler olacak mıydı, seyahat acentası ikinci günün zorlu olacağını söylemişti, ne kadar zor olacaktı… Bütün bunları düşünerek uykuya daldım…

 

 

Gülcan Çakır

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/06/su-2.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/06/su-2-150x150.jpgneoadminAktüelgezi'yorum,gülcan çakır,pokhara
Chitwan'dan sabah erkenden Pokhara'ya doğru otobüs ile yola çıktık.  Yine çılgın otobüsümüzle çılgın bir yolculuk başladı. Otobüste kalabalık bir Çinli turist grubu vardı. Chang  ching chonglu konuşma sesleri arasında, pencereden geçtiğimiz yollara bakıyor,  eşsiz manzaraları izliyordum. Birkaç saat yol aldıktan sonra otobüs hiç bir yapının, binanın olmadığı bir yerde...