FacebookTwitterGoogle+Share

Yaşam senaryosunun binlerce sahnesinin içinde oynarken; sonsuzluğu tattıran tek bir replik yakalarsınız bazen. Bir anda yeryüzü donar, kamera zom yapıp deklanşöre basar. Herkes ve her şey kayboluverir etrafınızda.  Terazinin bir kefesine tüm yaşadıklarınızı, diğer kefesine tek bir anı koyup tuhaf bir denge yakalarsınız. Ömre bedeldir o bir an…

Bütün hayatınızı içeren milyonlarca kareye karşılık tek bir kare… Adil midir? Evet, size göre adildir tartınız… Çünkü o tek karede AŞK vardır.

Çünkü geçmişinizin tüm karelerinde onu bulmak için her taşın altına bakmışsınızdır. Bu yüzden o tek kare tüm ömre bedeldir.

İnsan bu… “Tek aşkla ömür bitecektir” gibi bir saplantının bilincine çapalanması sonucunda kendini kandırır tüm aşklarında… Bu başka, bu sefer son, onsuz dünya yalan gibi kandırmalarla bile bile uyutur kendini.

Gün gelir, aşk geçer, ömür geçer; dönüp bakar ki, yeniden yeniden bir daha yeniden başka birini sevmiş mi, sevmiş… Ya ben bu işin neresinde hata yaptım, diye sorar kendine bir gün. Tabi eğer tarafsızlığa taşıyabilirse bilincini…

Bu soruyu sorup, adil cevabı da verebildiyse, kişilerin değil, aşkın esas oğlan olduğunu görmüştür. Aşk diye yaşanan duyguda, yar rolüne soyundurduğu baş artistlerin değişebildiğini anlamıştır çoktan. Tek aşklı ömürler masallarda kalmıştır. Ya o masallar uydurma hikâyelerdir, ya o masallarda bilindik sondan başka sonlar vardır da, o kısımlar anlatılmamıştır ona.

Acı gelir önce bu gerçek. Direnir yürekler… Bazen yıllarca bir yar, ille de o yar diye debelenir kendi içinde. Ama zaman bu… Tüm sihir onun içinde.

Zamanın gerçek mesajını duyabilirseniz eğer, onun sürekli kulağınıza fısıldadığı tek kelimeyi duyarsınız.  Sen… Sen… Sen…

Baş oyuncunun ve zamanın merkezindeki tek gerçek öznenin kendiniz olduğunu anladığınızda yalpalarsınız önce. Hatta bu yalpalama bazen Ego’nun göbeğine çakar bırakır sizi. En tehlikeli sonuç da budur. Kendinizi merkezdeki en önemli nesne olarak görüp, ona tapmaya başladığınızda asıl yalnızlığınız başlar. Derin bir kuyuda bağırıp, sesinizi sadece kendiniz duymanız gibidir bu yalnızlık. Sesiniz içinizi yırtar. Kuyunun başına gelenler olur bazen, el verirler size… İnatla kuyuda kalırsınız yalnızlığınızla. Bazen bir ömür boyu sürecek kadar hatta…

O kuyunun içinde bağırmayı bırakır, sessizleşebilirseniz, o kuyudan da sizi çıkaracak olanın siz olduğunu duyabilirsiniz. Kuyu sanallaşır o andan itibaren… Siz çıkmak istediğinizde zaten dışarıdasınız…

İşte bu özgürlük, gerçek özgürlük olmuştur artık. Ve yalnızlığınız bitmiştir. Etrafınızda aşık olacağınız o kadar çok insan, o kadar çok şey vardır ki… Doya doya aşkı yaşarsınız… Hem kendi kendinizle, hem başka birisiyle… Hatta küçücük bir çiçek, meyve dolu bir dal, güzel bir söz, okunası bir kitap, neşe dolu bir gülüş, bilgi dolu bir film, adil, cömert, dengeli bir hareket… Herşey ama herşey sizin için AŞK olabilir.

Artık bilirsin, her anın, her karenin senin, sadece senin aynan olduğunu. Her aynanın sadece çerçevesi değişiktir. Ve bilirsin artık ki, insanlar aslında aynada gördüğün şey değil, sadece o aynayı taşıyan çerçevedir. Aynalarda göreceğin her şey, tek nesnedir… SEN…

Küsmezsin aynalara, bakarsın her birine tek tek üşenmeden… Çünkü ne yaparsan yap, kimi neyi seversen sev, senden sana yansımadır gördüğün ve yaşadığın. Ve işte aşk dolu özgürlük budur. Artık ömrünüzün karelerinin hepsini tek tek tartınızın kefesine koyduğunuzda, her kare gerçekten bir ömre bedel ağırlıktadır.

Ve kendine aşk dolu tüm o aynalarda bakmayanlar, derin karanlıklara esir düşen ruhlara dönüşürler…

Nesrin Dabağlar

 

 

 

 

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/07/Terazi-Resimleri.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/07/Terazi-Resimleri-150x150.jpgneoadminAdrenalin KöşesiAktüelaşk,ayna,kuyu,nesrin dabağlar
Yaşam senaryosunun binlerce sahnesinin içinde oynarken; sonsuzluğu tattıran tek bir replik yakalarsınız bazen. Bir anda yeryüzü donar, kamera zom yapıp deklanşöre basar. Herkes ve her şey kayboluverir etrafınızda.  Terazinin bir kefesine tüm yaşadıklarınızı, diğer kefesine tek bir anı koyup tuhaf bir denge yakalarsınız. Ömre bedeldir o bir an… Bütün hayatınızı...