FacebookTwitterGoogle+Share

Sevdim seni… Gizlisi, saklısı yok! Üç şey gizlenemezmiş çünkü: Aşk, duman ve para… Yok, yok… Gizleyemezsin! Bazen abi dersin en büyük aşkına bazen arkadaşımın aşkı. Kalbin seni  bilinmeze doğru sürükler. Bir an tutamazsın kendini, dünyayı tutamazsın dönmesin diye. Sen, aşkın tahakkümüne girivermişsindir bile.

Sonra tutup yakalar seni taşrada mahalle baskısı, evde aile reisi. Sonra dostların, kardeşlerin… Hatta yedi kat el bile “O kim sen kimsin? Mutlu olamazsın. Niyeti kötü, niyeti…” diye söylenirler de söylenirler. Kafanda bin bir soru işareti…

 

 

Gözünde aşkın tezahürü… Sen, sevmişsindir işte. Koparmasınlar seni ondan diye susarsın, söylemezsin. “Abim, bacım, yengem” dersin kalbinin sahibine. Yoook, yok… Sevmişsindir işte. Var mı daha ötesi!

Onun gözleridir seni yaşatan. Onun saçları, gülüşü, kokusu, dokusu… Onun her şeyi, umudu yeşerten güzel bir şiirdir artık  senin için. Taa ezelden beri…

Gizlisi de saklısı da olmaz sevdanın. Saklanamaz aşk. Delicesine cesurdur aslında. Bir tehlike anında, bir yangında misal, canını hiçe sayarsın sevdiğin için. İlan-ı aşktır bu. Sen; ele inat, ateşe inat koşarsın sevdiğine. Gizleyemezsin onun adı geçtiğinde gözlerinin parıltısını, kalbinin atışını gizleyemezsin.

Başkası da olmaz hiç. Koyamazsın kimseyi onun yerine.”Sevdim seni işte. Başkası yok.” dersin. Öyle doldurdun ki benliğimi… Öyle ısıttın ki yüreğimi… Öyle öyleydin ki işte… Anlatsam seni, herkes dinlerdi şarkılarda. Ama anlamazdı kimse. Anlasınlar diye değildi çünkü anlatmalarım benim. Anlayıp da sevmesinler seni. Zira senin adının her harfi, meyden bir zerredir. Tekrar tekrar sarhoş olayım diye anlatırdım ben seni. Anlasınlar diye değil.

Ben deli gibi savaşırdım seninle. Sen de hiç uslu durmazdın hani. Her gün öldürürdük birbirimizi. Ardından, en sevdiğimiz şarkıları okurduk birbirimizin cansız bedenleri başında, dua diye. “Hakkım, helal olsun.” derdik üç kez. Ama ikimiz de haklı değildik. Hiçbir zaman da üstün olamadık birbirimize. Değildik işte, biz bu savaşın kazananları. En sorumlu mağluplarıydık belki de. Bir savaştı sürüp  giden aramızda. Haklısı yok!

Sonra…

Yalnızlığa mahkûm olmuştuk bir kere. Çoğalamazdık hiçbir zaman.  Eksilemezdik bile. Tüm gidecekleri kendimizden, alıp götürmüştük çoktan birbirimizden. Ama aşk, asla yalnızlaşmadı bizde. Hiçbir zaman pişmanlık, hata hatta leke olamadı bize, yalnızlığı peçete yapıp onunla aşkı silelim diye.

Hiç vazgeçmedik ki biz. “Yalnız bırak beni! Aşkını da al git!” leri ne çok duyardık birbirimizden. Biz, hep üzdük bizi… Sevdiğimiz kadar çok.” Hadi sil.” derdik. “Al şu peçeteyi, masaya dökülen suyu sil.” Önceleri böyleydi içinde “sil”mek eylemi geçen cümleler. Sonra… Büyüdü, büyüdü… Biz bile taşıyamaz, anlayamaz olduk kendi kurduğumuz cümleleri. Ne demekti : “Aşk, bir leke. Yalnızlık da peçete olsun bize. ” Ne demekti ki hayattaki en anlamsız cümleyi getirdi peşinden.” Hadi sil, sararıp solan aşkımızı…”

Sil birlikte geçen günlerimizi, acı tatlı  hatıralarımızı, mazide kalmış hayallerimizi, tozlanmış resimlerimizi… Hadi, sil… Çünkü aşklar da bir gün eskir…

 

Beste Aydın

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/07/ask1.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/07/ask1-150x150.jpgneoadminGelişim-Yaşam
Sevdim seni... Gizlisi, saklısı yok! Üç şey gizlenemezmiş çünkü: Aşk, duman ve para... Yok, yok... Gizleyemezsin! Bazen abi dersin en büyük aşkına bazen arkadaşımın aşkı. Kalbin seni  bilinmeze doğru sürükler. Bir an tutamazsın kendini, dünyayı tutamazsın dönmesin diye. Sen, aşkın tahakkümüne girivermişsindir bile. Sonra tutup yakalar seni taşrada mahalle baskısı,...