FacebookTwitterGoogle+Share


Bazen ürkersin… Hayat ödünü patlatır… Hiç çaktırmadan yürümeye devam edersin ama… İşte o an hayata nanik yapma vaktidir… O an, işte o an çok değerli… Gülümsemeye başlama vakti çünkü…

*

”Kendinizi tanımaya başladıkça özgürleşirsiniz.” demiş Jean Paul Sartre

Kendimi tanıdım bu doğru… Kendimle ilgili en büyük saptamam değişim… Değişiyorum an be an… Şimdii, sürekli değiştiğim için kendimi tanımamış mı oluyorum ve de bu durumda ben özgür müyüm değil miyim? Offf yine kafam karıştı…

*

Bazı insanlarla iletişim farklıdır… Araya ne kadar çok zaman girse de, ne kadar farklı olay yaşansa da tekrar beraber olduğunda kesintisiz görüşmüş gibi, aynı bıraktığın yerden devam edersin sohbete… Şanslı insanım, onlardan çok var bende…

*

Bana yapamazsın edemezsin beceremezsin diyenlere pek gülüyorum… Çok da umurumdaydı sanki becerememem… Ben dans etmeyi beceremeyen yine de hoplayıp zıplayanlardanım… Sesim de yok kulağımda yine de bağıra çağıra şarkı söylemeye aşık olanlardanım…

*

Eğer beni sevmen yaşamıma müdahale etmen gereksinimi doğuruyorsa, lütfen beni sevme !!!!!

*

Okuyunca öğreniyorsun, öğrendikçe merak ediyorsun… bi defa merak etmeye başlayınca, sormaya başlıyorsun… Sordukça da sorgulamaya başlıyorsun… Yaşamın öncelikli olarak senden ibaret olduğunu fark ettiğin an değişim başlıyor…

*

Giden gider. Gitmesi gereklidir zaten. Kalan kalır. Kalması gereklidir zaten. Kalan benimdir, benim olmak için kalmıştır, benimle olmak için kalmıştır zaten…

*

Bazen tuhaf geliyor biliyorum bu kaçak hallerim… Ben de biliyorum, bekliyorum geçmesini…

*

Annemin bi lafı vardı ”Allah insanlığından utandırmasın” diye… Çok doğruymuş, yeni anladım…

*

Eskiden güne 12 saat olarak bakardım. Artık günlerim uzadı. 24 saatin hepsini değerlendiriyorum. Sanırım bu nedenle daha sakinim…

*

Bazen dudaktan dökülenlere yürek karışır bazen akıl… Bazen de konuşursun öyle sadece beklerken vakit geçsin diye…

*

Bazen de susmak gerekir… Görebilmek için…

*

Peki, sen ben olmanın ne demek olduğunu biliyor musun? Yerimde olsan neler yaşayacağını, ne hissedeceğini düşündün mü hiç?

Korkma… ben olsan, yine benim gibi, deneyimlerinin sana öğrettiği gibi yaşar, benim gibi gülümsemeye devam ederdin…

*

Bazen gözlüğü takıp görmek ve okumak lazım… Bi de haykırmak lazım duymayanın kulağına, görmeyenin gözüne…  Ancak önce bi yürek gerek, bi de cesaret…  Bi de yürek okumayı bilmek lazım sanki…

*

Öyle güzel bi esinti var ki bahçede, Titanic duruşu yapmadan duramadım… Komşuların benim bahçe hallerime alıştığını umuyorum…

*

Öldürmeye çalıştığım ama beceremeyip yaraladığım uçan kocaman yaratık, intikam ateşiyle üzerime saldırdı… Korkudan ciyaklarken yine de bir tenis şampiyonu edası ile elimdeki sinekliği bir raket gibi kullanıp bana doğru gelen bir top misali ona vurdum. Sonuç: gitti duvara yapıştı… Sen kimle dans ettiğini sanıyorsun leynn… 😉

*

Çok enteresan yaşadıklarım… Daha doğrusu yaşarken gözlemlediklerim… Garip, enteresan… Gördüklerim gel gitlere neden oluyor ben de… değişken oldu tepkilerim… hem umursamaz hem de (galiba) daha duyarlı oldum…

Şu sıralar insanların en çok gözlerine bakar oldum… Seslerini dinler oldum… O bakışlardaki küçük değişimlere, o seslerdeki küçük vurgulara takılır oldum…

Her insanın dünyanın merkezi olduğunu gördüm… Bazen bazılarında kendi merkezlerinde diğerlerine de yer açtığını da gördüm… Bazen bazılarının kendi merkezlerine kendilerinin bile sığamadığını da…

Sevginin neler yapabildiğini gördüm… Sevgisizliğin de…

*

Korkmuyorum, korkmuyorum işte… boşuna uğraşmayın!!! Nice korkularım vardı… Sonradan korktuğum gibi olan, gerçekleşen… Evet korktuğum kadardı onlar ve evet acıttı beni çok… Ama zamanla azaldı acısı bazılarının, çoğunun ise bitti… Bitecek şeylerden korkmamayı öğrendim… Korkmam ben artık. Zamanla her şey ilk anda gördüğüm gibi gelmeyecek gözüme biliyorum artık. Uğraşmayın yazık zamanınıza…

*

Bir kadının tepkisine, vur bi susar diyen birine ”ne diyosun sen oğlum, biz acizmiyiz ” diyen erkek CAN’dır…

*

Yeni bi sıkılaşma ve incelme programı deniyorum… Çiçek ile 1 saate yakın deniz ya da havuzda hoplaya zıplama oynama… Bol bol koşuşturmaca… Suya atlamaca… Sonra bi 15 dakika dinlenmece… devamında bi 45 dk filan, beceremediğim ama çok eğlendiğim badminton oynama, suya düşen topları toplama filan…

*

Dokunmak istemiyorum bazen olana, her şey kendiliğinden olsun istiyorum… Sade ve kendi güzelliğinde…

*

Hani kalbimin kuşu uçmuştu ya, geri geldi…  🙂

*

Oradan gecelere akıyorum gibi gözüküyor di mi? Ama ben yıkanan çamaşırları asmakla meşgulüm… Hatta hızımı alamadım belki kuruyanları ütülemekle geceye devam bile edebilirim… 🙂

*

Sanırım varlığımın amacını buldum… Yaşamın keyfini hatırlatmak… Ehi 🙂

*

Çiçek; anne sen ehi kuşusun… Nadir bulunanlardan ama… şimdi bana iyi bi şey mi dedi kötü mü…????

*

Hani demiştim ya bi kadının en mutlu olduğu an 12 cm lik ayakkabılarından kurtulduğu andır diye… İşte o anlardan bi tane daha var… Yine bir kurtuluş, yine bir özgürlük hikâyesi… 😉

*

Soru sormaya cesaret ettiğinizde, cevabı gelir…

*

Yürüdüğün yere kadar sensin… Yürüdüğün kadar sensin…

Ayağına takılanları kimi zaman görmezden gelip,

Kimi zaman da başkası takılmasın diye ellerinle kaldırıp kenara koyduğunca…

Ama yolundan ayrılmadan, yürüdüğün yere kadar sensin…

Derin nefes alıp yürüdüğünce sensin..

Gözlerin ufka dalıp, mavi hayaller içindeyken bile mavilere kaçmadan yolunda yürüdüğünce sensin…

Yürürken o yolda, elini attığında elin bir anda boşlukta asılı kalsa da,

Tökezlemeden, sendelemeden,

Kendince,

Yürüdüğün kadar ve yürüdüğün yere kadar sensin…

*

(AKLIMDAKİLER)

 

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/08/balon2.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/08/balon2-150x150.jpgGulbinGelişim-Yaşam
Bazen ürkersin... Hayat ödünü patlatır... Hiç çaktırmadan yürümeye devam edersin ama... İşte o an hayata nanik yapma vaktidir... O an, işte o an çok değerli... Gülümsemeye başlama vakti çünkü... * ''Kendinizi tanımaya başladıkça özgürleşirsiniz.'' demiş Jean Paul Sartre Kendimi tanıdım bu doğru... Kendimle ilgili en büyük saptamam değişim... Değişiyorum an be an......