FacebookTwitterGoogle+Share

Biliyor musunuz? Bugünkü tüketici insan modeli, Freud’un bilinçaltı derinliklerini açıklanmasından sonra ortaya çıktı. Karamsar, yalnız ve insanları sevmeyen Freud’a göre insan; vahşi, dürtülerine esir olan bir hayvandı. İnsan, kitleler halinde iken çok saldırganlaşabilir, hükümetleri bile devirebilirdi. Yani insanlar birleştiklerinde devletlere karşı güçlü ve tehlikeliydiler. Rusya’da olanlar bunun en açık örneğiydi. Bu yüzden, kitleleri bölerek kontrol etmek üzere, elit bir kesime ihtiyaç vardı. Bu kesim, psikolojik yöntemlerle kitlelerin bilinçaltı duygularını kontrol etmeliydi. Freud’un açıkladığı bu bilgiler, yeğeni Edward Bernays tarafından Amerikan Sanayicilerine ve siyasetçilerine pazarlandı. İnsanlar; ben demeli, biz dememeli ve asla birleşmemeliydi.

20. yüzyılın başlarında, Amerikan bankaları tüm dünyada süpermarket zinciri kurarak, seri ürettikleri malları tüm dünyaya pazarlama kararı aldılar. Ve Bernays,  Kitle İkna Tekniklerini oluşturmaya başladı. Dünyada ilk defa, gizli dürtüleri hedefleyen satış teknikleri kullanıldı. İlk hedef olarak kadınlar seçildi. Medya ve sinema patronları, “Kadın” tüketiciyi hedef alarak, dergiler ve filmlerle bu pazara ulaştılar. Hala ekonomi ve siyasette;  kadın birinci hedef olmaya devam ediyor, dürtülerin en temel faktörü olarak hem de.  Dürtüyü bastırmak ya da açığa çıkarmak önemli değil, her ikisi de işe yarıyor nasılsa.

Medya ile dürtüleri uyarılarak, sürekli hareket eden, mutluluk makinelerine dönüştürülen insanlar, ekonomik büyüme için vazgeçilmezdi. Ekonomiyi yürüten, tüketerek mutlu olan, uyum sağlayarak devletlere sorun çıkarmayan, uyuyan toplum hedeflenmişti. İnsanlar artık vatandaşlık değil, tüketicilik adı altında sınıflandırılıyordu. Bernays, ticari başarısı nedeniyle Amerika Başkanıyla çalışmaya başladı ve Başkan için bir slogan belirledi: “Demokrasi için dünyayı güvenli hale getirmek” Tüm dünya siyasetinde hala bu sloganı yaşıyoruz, özellikle Ortadoğu’da… Şimdi sırada Türkiye var…

Ben Asrı’nın emperyalizmi, Birinci dünya savaşından sonra tüm dünyadaki kitle yönlendirme çalışmalarıyla başladı ve Başkan Hoover, Amerikan siyasetini, bilinçaltı güdülerin açlığı üzerine kurdu. Ve elbette dünya siyasetini de. Emperyalizm, insanı geçici bir hazza yönlendirerek, acil çözümlerle susturan ama nesnel koşulları bir zerre bile değiştirmeyen bir demokratik sistem yarattı. Oysa gerçek demokrasi, iktidar ilişkilerini değiştirecek yapıya sahiptir. İktidar ilişkilerinin korunduğu yapı demokrasi değil, psikolojik bir uykudur. Ben asrı emperyalizminde gerçekleştirilen iktidarlar, kitlelerin gerçek faydalarına hizmet etmezler.

Emperyalizmin doyurduğu yapılar, şu anda tüm dünyada ekonomik ve siyasi erkleri ellerinde tutuyorlar. O sistem; mahallemizi, kentimizi ve ülkemizi, aç güdülerini tahterevalliyle doyurmaya çalışan çocuklarla doldurdu. Özellikle siyaset ortamı, bu güdüsel çocukların oyun yeri oldu. Derinliklerindeki açlığa yenilenler, aile ve sosyal ortamında kimliğini bulamayanlar, çıkarcılıkta birleştikleri diğer çocuklar ile beraber, her köşe başında bir oyun parkı yaratmışlar. Ne parktan çıkıyorlar, ne parka başka kimseyi sokuyorlar. Mutluluk makinesi olmaya devam eden o küçük çocukların, üzerlerine bindikleri tahterevalliyi bir türlü terk etmek istemediklerini gördükçe; “Ahh Freud ahh, hepsi senin suçun” demeden duramıyorum. Keşke sevgi dürtüsünün ve kimliklenme ihtiyacının; köşklerle, tahtlarla, saltanatlarla doyurulamayacağını öğrenip, ben demek yerine BİZ deseydik ve bu kadar ağır bedeller ödemeseydik.

Kaynak makale: http://indigodergisi.com/2013/07/ben-asri-cocuklarina-veda/

Nesrin Dabağlar

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/08/blnc.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/08/blnc-150x150.jpgneoadminAdrenalin KöşesiAktüelben asrı,edward bernays,emperyalizm,freud,ikna teknikleri,neoglance,nesrin dabağlar
Biliyor musunuz? Bugünkü tüketici insan modeli, Freud’un bilinçaltı derinliklerini açıklanmasından sonra ortaya çıktı. Karamsar, yalnız ve insanları sevmeyen Freud’a göre insan; vahşi, dürtülerine esir olan bir hayvandı. İnsan, kitleler halinde iken çok saldırganlaşabilir, hükümetleri bile devirebilirdi. Yani insanlar birleştiklerinde devletlere karşı güçlü ve tehlikeliydiler. Rusya’da olanlar bunun en açık örneğiydi. Bu...