FacebookTwitterGoogle+Share

İnanmayın o beni cesur olarak addenlere… Valla tırsığın tekiyim… Hatta geçen gün uyandım kalbim pır pır atıyordu.
Korkudan içten içe canım acıyordu… Daha önceden yakından tanıdığım insanlar, dostlarım buradan gitti… Kaldım bir başıma. Sonrasında düşünceler başladı tabi.  Sabah çok erken uyandım zaten gece bölük pörçük uyumuştum… İşte öyle bi vakit güneşin doğuşunu izledim… Kendimle konuştum… Ulen tırsık dedim. Ne olur en kötü??? En kötüleri gördün. Yüzünü yıka gel kendine. Gösterme korktuğunu Çiçeğe… Madem buradasın düşünme harekete geç… Sen yap ki O da yapsın… Harekete geçersen korkunun üzerine gidersin. Yoksa olduğun yerde çakılı kalırsın dedim. Sonra kalktım yüzümü yıkadım, aynada kendime baktım, gülümsedim… Kahvaltı hazırladım… Sonra gittim Çiçeğimi öperek uyandırdım ”Bebeğim bitanem bugün okulunun ilk günü hayırlı olsun güzel kızım” …

Tırsıklığım devam edecek biliyorum ama çakılı kalmayacağım olduğum yerde…

*

Bazen kurduğumuz bizi motive eden hayali gerçekleştirmek için adım atmayız… Araya bi sürü zaman ve olay girer… Bir gün o hayal gerçekleştiğinde o kadar çok zaman geçmiş olur ki, ne yapacağımızı bilmeyiz. Mutlu bile olamayız… Belki de o hayali, ya da o hayali kurduran coşkuyu unutmuşuzdur… Sanırım hayallerin gerçekleşmesini zamana bırakmak yerine adım atmalı ve hemen çabalamaya başlamalı…

*

Şükürler olsun ki, yapılacaklar listemde olan maddeleri tek tek vakti geldikçe gerçekleştiriyorum… Sırada iyi bir yürüyüş ayakkabısı ve sonbaharın buraya gelmesi var… :))

*

Bu aralar fark ettiklerim:

Bencil ve kıskanç bi cadıyım…

Süper zeytinyağlı fasulye pişiriyorum…

Havalar soğumuş…

Kitap okumaya verdiğim ara bitmeli…

Bi tekne alırsam güzel olur sanki…

Meditasyona tekrar başlama zamanı gelmiş…

Bahçe kapısını yabancı biri açarsa Molly onu yer…

Çiçeğin uyku saatleri düzelmiş…

Bi de kek yapmak için eve mixer alma zamanı gelmiş…

*

Nefes çalışmasının bir faydası daha: Soluksuz arka arkaya bir sürü kahkaha atabiliyorsun 😉

*

Birbirine benzeyen insanlar bir gün mutlaka buluşur” diye duydum… Doğruymuş…

*

Bak şimdi beynimin çalışma şeklini beğendim. Olumsuz ve negatif kalıplar barındıran cümleleri anlamıyor. Sanki bilmediği bir dilde yazılmış cümleler gibi algılıyor. Öyleee bakıyor…

*

Müzikal düşkünü bi kızım olması fena değil de filmi kaydettikten sonra sürekli sürekli izlemesi bazen fena oluyordu… Ancak doğruya doğru o izledikçe ben de müziklere aşina oldum ve sevdim sanırım… Ev işi yaparken dans ediyorum artık Çiçek müzikal izlerken… :))))

*

Gerçekten mutlu olduğunda, çok çok mutlu olduğunda kronik mutsuzlar senden kendi isteği ile ayrılıyor…

*

Yakarım Romayı da yakarım çalıyor… Çiçek bi taraftan Molly’ nin yırttığı kâğıtları süpürüyo, bi taraftan müziği dinliyo, bi taraftan yorum yapıyor. ”Roma’ya nasıl gidicen de yakıcan ” … 🙂

*

Daha az uyuyup, daha çok yaşıyorum burada… Hayatımın en büyük bölümü bahçede geçiyor… daha çok görüyorum maviyi… Gözüm hep gökyüzünde hep denizde… Daha çok yemek pişiriyorum zevkle, iştahla, gülümseyerek… Daha çok pazara gidiyorum, sohbet ediyorum çokça pazarcılarla… Gülümseyerek kalkıp, gülümseyerek uzanıyorum yatağıma… Dominantlığım, katılığım azaldı çokça… Annem, babam, ablam aklıma geldiğinde daha az ağlıyorum hatta gülümsüyorum, onlar beni bu halde gördükleri için mutludurlar diye… Kızımı daha çok anlıyorum çünkü arkadaşlarını tanıyorum artık… Hep kapının önünde sokaktalar zaten Çiçeğim artık bilgisayar değil sokak çocuğu… Gülüyor, eğleniyor, tartışıyor arkadaşları ile sonra barışıyor, düşüyor dizini kanatıyor, su savaşı yapıyor… Ama ama en çok en çok kızımla olduğum için mutluyum… Onun büyümesini, gelişimini, değişimini kaçırmadığım için…

*

Bahçeye çıktım sigara içmeye… Derin bi nefes çektim ve şöyle bi baktım karşıya… Ay, yeşil ve deniz gördüklerim… Huzurla gülümsedim. Nereden nereye dedim kendi kendime… Şükürler olsun…

*

Kendimi değiştiremem üzgünüm… Ruhumun mimarı değilim…

*

Çook çalışkanım Çookk… Sabah 6.30 da kalktım… Kızımı doyurdum… Onu okula bıraktım… Saat 8 de pazara gittim… Sonra markete uğradım… Eve geldim önce gazeteler eşliğinde bi kahvaltı, sonra alınanların yerleştirilmesi, temizlik, evi toplama, Molly ile oynama filan… Ödül olarak kendime öğlenleyin bir saatlik havuz keyfi hediye edicem :))))

*

Kendime inanamıyorum… Kabin boy bi valize sığabilecek kıyafetle koca bi yaz geçirdim…

*

Hayatta ki en büyük mutluluk – şu an için- 4 yıl önce bedenine olmadığı halde, sadece modelini beğenerek aldığın şortun sana olması hatta daha güzeli popondan düşüyor olmasıdır… Ehi 😉

*

Bi defa en sevdiklerinden birini kaybederek ölümü öpmüş kişinin gündelik olabilecek olan diğer meselelere tepkisi tınn olur… Bende ki tepki ise çarpı üç tınnnnn…

*

Geçen hafta Çiçek için Koçtaş’ tan pense, tel ve ip alındı… Tabi ki Onun talebi üzerine… Çiçek telden ve bi sürü malzemeden heykel yapmaya başladı… Artık evdeki tüm kâğıt, karton, ip kapak gibi şeyleri biriktiriyorum… Ya bu çocuğa yetişemiyorum ben yaa… Onun yüzünden hemen yakınımda olan güzel sanatlar fakültesine gidip bi konuşmaya karar verdim… Ben ne yapabilirim… Çiçek ne yapabilir diye… İlgi alanlarına yetişemezsem, Ona da yetişemem… Oysa ben tembel tembel dolaşmak için emekli olmuştum yaaa… Yine tembellik yapamayacağım sanırım…

*

Burada daha önce hiç yapmadığım şeyleri yapıyorum… Mesela mavi oje sürüyorum. Bazen de yeşil… Renk renk giyiniyorum artık. Hatta çiçekli etekler, elbiseler… Siyahı azalttım dolabımda… Oldukça salaş yerlere 10 cm lik papuçlarla da gittiğim oluyor, tam tersi de… Saçlarım hep aynı ama… bi de gülümseyişim…

*

Bi defa bile olsa gerçekten yaşam mücadelesi vermiş olan insanın gözü kara olur… Artık sadece yaşamaya bakar…

*

Enerji vampirleri bu aralar çok salınıyo çevremde…. Bu kadar sarımsaklı meze yiyorum aylardır burada, valla bi tükürsem yanarsınız olduğunuz yerde…

*

Daha önce de demiştim her şey güllük gülistanlık değil hayatımda… Çok yorulduğum zamanlar, kimseye göstermediğim sadece yastığım ile paylaştığım gözyaşlarım var benim… Öğrendiğim tek şey hayatta yürümek… Geriye bakmadan yürümek…

*

Öğrendim ki sen neysen karşındaki O…

*

Benim insanlığı öğrendiğim zaman çocuk sahibi olduktan sonraki zamana denk geliyor sanırım…

*

Çok enteresan insanlar aslında birbirini anlamıyor… Aynı acıyı ya da aynı mutluluğu yaşadığında ve yaşadıkça anlamaya başlıyor…

*

Gülbinella der ki: elbette hayatında üç beş yavşak olacaktır… Önemli olan onlara inat başını kaldırıp gülümseyerek yola devam etmektir…

*

Ölüm nedir ki yaşamı anlamaya çalışan için…

*

Çok enteresan bu dünya… Oldum dediğinde olmadığını, olmadım hala dediğinde ise olduğunu göstermek için çabalayıp duruyor… En iyisi sus pus olup yürümeye devam etmek…

*

Akıntıya kapılan kişiye, boğulmak üzere olan ve kurtulmaya çalışan O kişiye yardım etmek için el vermezsen eğer, sonrasında kurtulduğunda artık nefes aldığında O kişi, elini artık tutmadığında lütfen bozulma. Ya da bozul… O kişinin artık umurunda değilsindir ki artık…

*

Çok gülmekten yanak kası yapmıştım ya, çok kahkahadan karın kası yapma yolundayım şimdi :)))

*

Sonra dedim ki içimden, bu böyle olmaz… Sustum, bi yudum daha aldım içkimden…

*

Bi de şu var

‘’Dünya canlı ve benim farkımda…’’

*

AKLIMDAKİLER

Gülbin Çınar

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/10/547272_252302231552374_192284427_n1.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/10/547272_252302231552374_192284427_n1-150x150.jpgGulbinAktüelgülbin çınar
İnanmayın o beni cesur olarak addenlere... Valla tırsığın tekiyim... Hatta geçen gün uyandım kalbim pır pır atıyordu. Korkudan içten içe canım acıyordu... Daha önceden yakından tanıdığım insanlar, dostlarım buradan gitti... Kaldım bir başıma. Sonrasında düşünceler başladı tabi.  Sabah çok erken uyandım zaten gece bölük pörçük uyumuştum... İşte öyle bi vakit...