FacebookTwitterGoogle+Share

Hayat bir savaş meydanı.

Negatif bir cümle oldu sanırım ama bazen gerekiyor. Hayat ve savaş… Birbirine ne kadar tezat? Biri yaşamı, biri ölümü fısıldıyor yüreklere.

Savaşlarda taraflar vardır, mutlaka biri kazanır, biri kaybeder. Hayatın içinde yaşadığımız her an, her mücadele, her eylem bir savaşa dönüştü gitgide, farkında mıyız? Ve kazanıyoruz, ya da kaybediyoruz bu savaşlarda.

Bütün tavsiyeler, bilgiler, öğretiler, dersler, kazanmak üzerine… Nasıl kaybedilir diye bir öğreti yok bildiğim kadarıyla. Peki ya kaybetmesini biliyor muyuz? Oysa ne kadar önemlidir kaybetmeyi kabullenmek. Kazanmaya şartlanmış birinin kaybetmesi, çok zor bir durumla karşı karşıya olmasıdır. Kaybetme durumuyla başa çıkmak bir ustalıktır. Bu da kaybetmeyi “bilme”yi gerektirir.

Nasıl kaybedilir değil, kaybedince “ne yapılır”ı bilmek demektir bu.

Kaybetmeyi bilen kişiler, aslında aynı zamanda kazanmayı bilen kişilerdir, farkında mısınız? Kazanmayı bilmek ile kaybetmeyi bilmek aynı nitelikleri gerektirir. Aynı olgunluğu, cesareti, kendinle yüzleşmeyi ve aynı soğukkanlılığı…

Kaybetmekten korkmamaktan geçer, kazanmanın yolu. Zor bir yoldur bu ve ancak kaybetmeyi bilen, kaybetmekle başa çıkabilen kişiler yürüyebilir bu yolda. Kaybedeceğim telaşıyla yapılan bazı şeyler asıl kayıba taşır bazen. Bu korkuyla yapılan hatalar en büyük hatalardır çoğunlukla… Bu hatalar kırıcı öfkelere, kavgalara, hatta cana kasıtlara doğru yol alır bazen.

Neden kaybediyorum diye dürüstçe kendinle konuşabilenlerin kaybetmeyi öğrenme şansı vardır. Nerede hata yaptım, kaç gönül kırdım, kaç can yaktım, nasıl bu duruma düştüm, aslında ne yapmalıydım sorularını sadece kaybetmeyi bilen insanlar kendilerine sorabilirler. Kaybetmek işte bu açıdan bir anlamda kazançtır. Bu yüzden bazen kaybetmeyi de görmek ve yaşamaktır hayatın hediyesi… Kaybetmeyi hediye olarak görebilmek ise yürek ister.

Kendini sadece kendi dev aynasında seyredenler, konum gereği sadece dalkavuklarının sesini duyanlar, kaybetmeyi asla öğrenemezler. Çünkü onlar çoktan kendilerini kaybetmişlerdir. Çünkü onlar dalkavuklarının sözlerine kanıp, körü körüne bağlanarak; kendi doğrularını yitirmişlerdir.

Yazıktır ki kaybetmeyi bilmeyenler, gereksiz gösterişlere, sahte övünçlere muhtaç kalırlar bazen. Yazıktır ki; kaybetmeyi bilmeyenler, acınası olurlar bazen. Yazıktır ki, kaybetmeyi bilmeyenler, terkedilirler bazen.

Kaybetmeyi bilmek bir erdemdir, onurla, saygıyla, cesaretle, hoşgörüyle, nezaketle…

Henüz kaybetmeyi öğrenemediysen asla “Kazandım” deme…

Çünkü bir gün mutlaka kaybedeceksin…

Nesrin Dabağlar

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/11/kazan.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/11/kazan-150x150.jpgneoadminAdrenalin KöşesiAktüelkaybetmek,neoglance,nesrin dabağlar,yüzleşme
Hayat bir savaş meydanı. Negatif bir cümle oldu sanırım ama bazen gerekiyor. Hayat ve savaş… Birbirine ne kadar tezat? Biri yaşamı, biri ölümü fısıldıyor yüreklere. Savaşlarda taraflar vardır, mutlaka biri kazanır, biri kaybeder. Hayatın içinde yaşadığımız her an, her mücadele, her eylem bir savaşa dönüştü gitgide, farkında mıyız? Ve kazanıyoruz, ya...