FacebookTwitterGoogle+Share

evlEvlenen eşler bir ömür boyu karşılıklı bağlılık, sadakat ve koruma sözü verirler birbirlerine. Bu söze rağmen pratikte gerçek başkadır. Erkeğe teslim edilen kadındır. Kadın, bir korunma sözü karşılığında babasının kolundan eşi olacak erkeğin koluna verilir.  Kutsal bir emanet olarak teslim edilen kadının tüm sorumluluğu da erkeğe yüklenir.  Ve yıllar içinde karşılıklı değil, tek taraflı işleyen bir duruma dönüşür… Bizler bu teslimin, sanki bir evlat edinme kutsiyeti taşıdığının farkına bile varmayız, varmadık…

Müslüman nikâhlarında bir mehir bedeli belirlenen kadın, bu bedelin karşılığında erkeğe eş olarak teslim edilir. İslam’da nikâh için mehir bedelinin olması, kadını koruma amaçlıdır. Bu bedelin yüksek olması, güya erkeğin kadını boşaması konusunda bir engel oluşturmak içindir.

Sistemin içinde bu korunma ve şartlı teslim; kadını korumak amaçlı oluşturulmuş olsa ve diğer tüm hukuk koşullarına rağmen, gerçek bir güvence sağlamaz kadına. Hangi bedeli ya da yasayı önüne dayasanız da vakti geldiğinde ihanet gerçekleşir. Kimi zaman yasal yollarla, kimi zaman gizli saklı, illegal yöntemlerle başka cinsel eşler girer erkeğin hayatına. Çağın değişimi gereği, söz konusu ihanet olduğunda, kadını ya da erkeği ayrı bir tarafa koyabilmek artık mümkün değil üstelik. Kadının erkeğe ihaneti de yabana atılır sayıda değil ne yazık ki. Geçirilen değişim, eski sistemleri çatırdatarak yeni bir sistem oluşturmaya devam ediyor.

Durum böyle olunca geriye dönüp bir bakmak gerek; nerede hata yaptık, ya da neleri değiştirmek zorundayız artık diye. Kadın; bir erkeğe korunacak, beslenecek bir varlık olarak teslim edildiğinde sonucu uzun vadede ne getirdi, diye sormak gerek.

ihanİnsanın temel güdüleri açısından baktığımızda, cinsellik ve korumacılık en başta yer alır. Cinsellik, kendinle birebir eş konumda olan bir karşıt cinsle girilen güdü paylaşımıdır. En ilkel güdülerden birisidir ve esasında korumacılıkla uzaktan yakından ilintili değildir. Korumacılık ise, çocuklara ve güçsüzlere karşı hissedilen bir güdüdür. Eski çağlar boyunca erkeğe daha çok yüklenen bu koruma güdüsü gereğince, çocuksu ve güçsüz kadının onun tarafından tercih edilme nedenidir. Akıllı kadınlar bu ince detayı bilir ve istiyorsa sonuna kadar kullanır.

Evlenirken çocuksu yüz ifadelerine sahip olan kadın, başlangıç yapmak açısından daha şanslıdır. Genç erkeklerin büyük çoğunluğu, kendi korumasına muhtaç görünen biraz saf görünüşlü, çabuk ağlayan, yuvarlak hatlara sahip, hatta fazla akıllı olmayan kadınları tercih eder. Aile ve çevrenin oluşturduğu baskıların tümü de bu yöndedir. Güçlü bir kadın, eş ya da gelin olarak pek tercih edilmez. Eğer güçlü ve akıllı olursa, baş eğmeyeceğinden, asi olacağından, kendi cinsel erkine sahip olacağından, kendi istediği zaman evliliği bitireceğinden korkulur. Tüm dünya geneline bakıldığında; güçlü, paralı ve iyi meslek sahibi erkeklerin nispeten daha düşük zekâlı, muhtaç kadınları tercih ettiği gibi bir gerçek mevcuttur.

Yıllar geçip evlenilen o çocuksu kadının yüz ifadesi sertleşip, yuvarlaklıkların yerini köşeler aldıkça, erkeğin koruma içgüdüsü beslenmediğinden eşine duyduğu ilgi azalmaya başlar. Üstelik sağlıklı cinsellikte ve partner seçiminde, koruma değil, kendi karşıtını arama ve isteme mevcuttur. Çocuksuluk ve cinsellik zıttır temel davranışlar içinde. Çocuksu bir eşe cinselliğin öğelerini yakıştıramayan erkek, bilinçaltında suçluluk yaşar. İki tezat güdünün beslenmesi ile başlatılan evlilikte yıllar içinde sorunlar başlar. Erkek evlat edindiği eşi ile gerçek cinselliğini yaşayamaz çünkü. Kutsal bir emanet olarak kendisine teslim edilen kadın, onun diğer dürtüsüne hitap etmez. Zaten doğasında tekeşliliğe çok uygun olmayan erkek, koruma güdüsünün beslenmesi de elinden alındığında, sudan çıkmış balığa döner ve kendini mutsuz hisseder. Güdülerini tatmin etmek zorundadır. Evlilikyoluyla her iki güdüsü için kendisine verilen kadın tek kaynak olmaktan çıkar ve sıralı, sembolik veya aynı anda yaşanan çokeşliliğe yönelir. Bu arada çocuksu ve korunmaya muhtaç olma oyununu oynayan kadın; ihanet ve terk edilmelerle ortada kalakalır. Bireysel ekonomik özgürlüğünü, kendine baktıracağı bir evlilik uğruna feda ettiyse durum epeyce vahimdir üstelik. Kurban rolüne girerek, kendine acıma ve acındırmanın içinde kaybolup gider. Karnını doyurma karşılığında ya ihaneti kabullenip oturur, ya da yeni bir evlat edinen bulur kendisine.

Son yıllarda artan boşanma ve ihanet vakalarının temel nedeni, birbirinden farklı ve aslında birbirine tezat iki farklı güdünün tek bir kişiden doyurulması üzerine kurulmuş olan sistemdir. Bu sistem, kadınların korunacak varlık rolüne kendilerini gereğinden fazla kaptırmaları sonucunda, uzun vadede yaşanan acıları doğurmuştur. Bu tür evliliklerde yetişen çocukların psikolojik sorunları sonucu oluşan yeni nesil, baştan aşağıya problemlerle doludur. Üzerine kitaplar dolusu yazılsa, anlatımı bitmez. Bu çocukların cinselliğe bakış açıları da ciddi sorunlar taşır. Kimisi erken yaşta ebeveynlerinin beceremediği evcilik oyununa girişir, kimisi karşıt cinsinden nefret ederek yetişkinliğe girer.

Sonsuz uzantılarla yanlış giden bir yolu hala takip etmeye çalışmak, her tarafından dökülen sistemlerin üzerinde hala direnmek, aymazlıktır. Kadın ve erkek evlenirken kendi gerçek güdülerini daha iyi tanımalı ve cinsellikle, koruma güdüsü birbirinden sağlıklı şekilde ayrılmalıdır. İki güdünün aynı kişiden tatmin edilmesi, insanın gerçek doğasına aykırıdır. Evlat, evlat olarak, cinsel eş, gerçek eş olarak sevilmelidir. Kadın, kendini evlat edindirme aymazlığından uyanmalıdır.

woYeni bir sistemin oluşması konusunda en büyük görev de yine kadındadır. Zira kız çocuklarının evde oturacak şekilde büyütülmesinden vazgeçilmelidir. Kadının kendi ekonomik özgürlüğünü kendisi sağlaması konusunda ısrarcı olunmalıdır. Gelin olacak, yuvasının kadını olacak, sadece çocuk büyütecek devri ne yazık ki bitmiştir. İklim koşulları gereği avlanma zorunluluğuna düşen sadece erkekti, kadın evde çocuklarla kalmak zorundaydı. O koşullar geçerli değil artık dünya için. Üstelik bu sistemin bütün sonuçları üzerimize çöküyor, farkında değiliz.

Kadın için artık evlat edinilmenin tembelliğinden ve sarhoşluğundan ayma vaktidir…

Nesrin Dabağlar

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2015/12/wo.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2015/12/wo-300x300.jpgneoadminAdrenalin Köşesialdatma,eş,evlatlık,evlilik,ihanet
Evlenen eşler bir ömür boyu karşılıklı bağlılık, sadakat ve koruma sözü verirler birbirlerine. Bu söze rağmen pratikte gerçek başkadır. Erkeğe teslim edilen kadındır. Kadın, bir korunma sözü karşılığında babasının kolundan eşi olacak erkeğin koluna verilir.  Kutsal bir emanet olarak teslim edilen kadının tüm sorumluluğu da erkeğe yüklenir.  Ve yıllar...