FacebookTwitterGoogle+Share

Gökten gelen, yiyen içen, kızan, uçan, metalik sesler ve dumanlar çıkaran, kendilerine tapınak inşa ettirip orda keyif süren Tanrılar!!!!! Tapınaklara daha önce kurban olarak sunulan kişilerin dirildiğini gören şaşkın tanıklar!

Tevratı İncili, şaşıracaksınız, inanamayacaksınız…

ufo

“Ve vaki ki toprağın üzerinde adamlar çoğalmağa başladı, ve onların kızları doğduğu zaman, Tanrı oğulları adam kızlarının güzel olduklarını gördüler, ve bütün seçtiklerinden kendilerine karılar aldılar. Ve Rab dedi, Ruhun adam ile ebediyen çekişmeyecektir, çünkü o da ettir, bunun için onun günleri yüz yirmi yıl olacaktır. Tanrı oğulları insan kızlarına vardıkları, ve bu kızlar onlara çocuk doğurdukları zaman, o günlerde hem de ondan sonra, yeryüzünde Nefilim (devler) vardı, bunlar eski zorbalar, şöhretli adamlardı” (Tekvin Bap 6).”

Ve Musa ile Harun, Nadab ve Abihu, ve İsrailin ihtiyarlarından yetmiş kişi çıktılar; ve İsrailin Allahını gördüler; ve onun ayakları altında, gök yakuttan tuğla döşeme gibi, aydınlıkça asıl göke benzer bir şey vardı. Ve İsrail oğullarının asilzadelerine dokunmadı; ve Allahı gördüler, ve yiyip içtiler.(Çıkış 24:9-11)

—————–

Ve RAB Yahuda ile beraberdi ve dağlık ahalisini kovdu; çünkü derede oturanları kovamadı, çünkü demir cenk arabaları vardı. (Hakimler 1:19)
———————–is

Sept gününü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler. Ansızın büyük bir deprem oldu. Rab’bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. (Matta 28:1-3)

Mezara girip sağ tarafta beyaz bir kaftan giyinmiş genç bir adamın oturduğunu görünce çok şaşırdılar .(Markos 16:5)
——————

Onlar bu durum karşısında şaşırıp kalmışken, şimşek gibi parıldayan giysilere bürünmüş iki kişi yanlarında beliriverdi.(Luka 24:4)

Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı. Beyazlara bürünmüş iki melek gördü; biri İsa’nın cesedinin yattığı yerin başucunda, öteki ayakucunda oturuyordu.(Yuhanna 20:11-12)

————————

Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden, ne de insanın isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.” (Yuhanna 1:12-13).
———————-

“Bundan sonra göğün açılmış olduğunu ve orada beyaz bir atın durduğunu gördüm. Ata binmiş olanın adı Sadık ve Gerçek’tir. Adaletle yargılar…Gözleri alev alev yanan ateşe benzer. Başında çok sayıda taç vardır ve üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılmıştır…’Tanrı’nın Sözü’ adıyla anılır…Kaftanı ve kalçası üzerinde, ‘krallarin Kralı ve rablerın Rabbı’ diye yazılmış bir adı vardı” (Esinleme 19:11-16).
——————————–isa ufo

Büyük, beyaz bir taht ve tahtın üzerinde oturanı gördüm. Yer ve gök O’nun önünden kaçtılar ve yok olup gittiler. Tahtın önünde duran büyük küçük, bütün ölüleri gördüm. Sonra bazı kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler, kitaplarda yazılanlara bakılarak kendi yaptıklarına göre yargılandı. Deniz, kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri, kendi yaptıklarına göre yargılandı. Ölüm ve ölüler diyarı, ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü, ikinci ölümdür. Adları yaşam kitabında yazılmamış olanların hepsi, ateş gölüne atıldı”

(Esinleme 20:11-15).
—————–

İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. Ulusların hepsi O’nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, onları birbirinden ayıracak.” (Matta 25:31-32).

“Söyle bize, Tanrı’nın Oğlu Mesih sen misin?” sorusuna İsa, “Söylediğin gibidir” karşılığını verdi. “Üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu’nun, kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz.” dedi (Matta 26:63-64).
—————-

TEVRATTAN…

Ve vaki oldu ki, üçüncü günde sabah olunca gök gürlemeleri, ve şimşekler; ve dağ üzerinde koyu bir bulut, ve çok kuvvetli boru sesi oldu; ve ordugâhta olan bütün kavm titredi. Ve Allahı karşılamak için Musa kavmi ordugâhtan çıkardı, ve dağın eteğinde durdular. Ve Sina Dağı, hep tütüyordu, çünküRAB onun üzerine ates içinde inmişti; ve onun dumanı ocak dumanı gibi çıkıyordu, ve bütün dağ çok titredi.”(Çıkış 19:16-18).
——-

Ve Musa, kaynatası Midyan kahini Yetro’nun sürüsünü güdüyordu ve sürüyü çölün arkasına götürdü ve Allah’ın dağına; Horeb’e geldi.

Ve Rabb’in meleği, bir çalıdan yükselen ateş alevinin içinden ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyordu.

Ve Musa dedi: Şimdi döneyim ve bu büyük manzarayı göreyim, çalı niçin yanıp tükenmiyor.

Rab Allah, Musa’nın yaklaştığını görünce ona, çalının içinden, “Musa, Musa!” diye seslendi. Musa, “buyur!” diye yanıtladı.

Allah, “fazla yaklaşma” dedi. “Çarıklarını çıkar. Çünkü bastığın yer kutsal topraktır.”

Ve dedi: “Ben, babanın Allah’ı, İbrahim’in Allah’ı, İshak’ın Allah’ı ve Yakub’un Allah’ıyım.” Çıkış, Bap:3; 1-6
——————–

Rab, Musa’ya, “Sana koyu bir bulut içinde geleceğim” dedi, “Öyle ki, seninle konuşurken halk işitsin ve her zaman sana güvensin.” Musa, halkın söylediklerini Rab’be iletti. ÇIKIŞ 18/27
———

Üçüncü günün sabahı, gök gürledi, şimşekler çaktı. Dağın üzerinde koyu bir bulut vardı. Derken, çok güçlü bir boru sesi duyuldu. Ordugahta herkes titremeye başladı.

Musa, halkın Allah’la görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.

Sina Dağı’nın her yanından duman tütüyordu. Çünkü Rab, dağın üstüne ateş içinde inmişti. Dağdan ocak dumanı gibi duman çıkıyor, bütün dağ şiddetle sarsılıyordu.

Boru sesi gitgide yükselince, Musa konuştu ve Allah, gök gürlemeleriyle onu yanıtladı.

Rab, Sina Dağı’nın üzerine indi, Musa’yı dağın tepesine çağırdı. Musa tepeye çıktı.

Rab, “Aşağı inip halkı uyar” dedi. “Sakın beni görmek için sınırı geçmesinler, yoksa birçoğu ölür.”

Çıkış, Bap: 19; 1-21

————————-
Halk, gök gürlemelerini, boru sesini duyup şimşekleri ve dağın başındaki dumanı görünce, korkudan titremeye başladı. Uzakta durarak:

Musa’ya, “bizimle sen konuş, dinleyelim” dediler, “ancak Allah konuşmasın, yoksa ölürüz.”

Musa, “korkmayın!” diye karşılık verdi, “Allah sizi denemek için geldi; Allah korkusu üzerinizde olsun, suç işlemeyesiniz diye.”

Musa, Allah’a doğru koyu karanlığın içine yaklaşırken, halk uzakta durdu.

Rab, Musa’ya şöyle dedi: “İsrailoğulları’na de ki, göklerden sizinle konuştuğumu gördünüz.”

“Benim yanımsıra başka ilahlar yapmayacaksınız, altın ya da gümüş ilahlar dökmeyeceksiniz.”

“Benim için toprak bir sunak(mezbah) yapacaksınız. Yakmalık ve esenlik sunularınızı, davarlarınızı, sığırlarınızı onun üzerinde sunacaksınız. Adımı anımsattığım her yere gelip sizi kutsayacağım.”

“Eğer bana taş sunak yaparsanız, yontma taş kullanmayın. Çünkü kullanacağınız alet, sunağın kutsallığını bozar.”

Çıkış, Bap: 20; 18-25

Rab, Musa’ya; “Dağa, yanıma gel” dedi, “Burada bekle, halkın öğrenmesi için üzerine yasalarla, buyrukları yazdığım taş levhaları sana vereceğim.”

Musa’yla yardımcısı Yeşu hazırlandılar. Musa Allah’ın dağına çıkarken;

İsrailoğulları ileri gelenlerine, “geri dönünceye kadar bizi burada bekleyin” dedi, “Harun’la, Hur aranızda; kimin sorunu olursa onlara başvursun.”

Musa, dağa çıkınca, bulut dağı kapladı.

Rab’bin görkemi Sina Dağı’nın üzerine indi. Bulut, dağı altı gün örttü. Yedinci gün Rab, bulutun içinden Musa’ya seslendi.

Rab’bin görkemi, İsrailoğulları’na, dağın doruğunda yakıcı bir ateş gibi görünüyordu.

Musa, bulutun içinden dağa çıktı. Kırk gün kırk gece dağda kaldı.

Çıkış, Bap: 24; 12-18

Allah, Sina Dağı’nda Musa’yla konuşmasını bitirince, üzerine eliyle antlaşma(misak) koşullarını yazdığı iki taş levhayı ona verdi.

Çıkış, Bap:31; 18

Halk, Musa’nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun’un çevresine toplandı. Ona, “kalk, bize öncülük edecek bir ilah yap” dediler, “bizi Mısır’dan çıkaran adama, Musa’ya ne oldu bilmiyoruz!”

Çıkış, Bap:32; 1

Rab, Musa’ya, “Aşağı in” dedi, “Mısır’dan çıkardığın halkın, baştan çıktı.”

“Buyurduğum yoldan hemen saptılar. Kendilerine dökme bir buzağı yaparak önünde tapındılar, kurban kestiler. ‘Ey İsrailoğulları, sizi Mısır’dan çıkaran ilahınız budur!’ dediler.”

Rab, Musa’ya, “Bu halkın ne inatçı olduğunu biliyorum” dedi,

“Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni, büyük bir ulus yapacağım.”

Çıkış, Bap:32; 7-10

Musa döndü, elinde antlaşma koşulları yazılı iki taş levhayla dağdan indi. Levhaların ön ve arka iki yüzü de yazılıydı.

Onları, Allah yapmıştı, üzerlerindeki oyma yazılar O’nun yazısıydı.

Yeşu, bağrışan halkın sesini duyunca, Musa’ya, “ordugahtan savaş sesi geliyor!” dedi.

Musa, şöyle yanıtladı: “Ne yenenlerin, ne de yenilenlerin sesidir bu; ezgiler duyuyorum ben.”

Musa, ordugaha yaklaşınca, buzağıyı ve oynayan insanları gördü; çok öfkelendi. Elindeki taş levhaları fırlatıp dağın eteğinde parçaladı.
————–
Rab, “Kim bana karşı günah işlediyse onun adını sileceğim” diye karşılık verdi,

“Şimdi git, halkı sana söylediğim yere götür. Meleğim sana öncülük edecek. Ancak zamanı gelince, günahlarından ötürü onları cezalandıracağım.”

Çıkış, Bap:32; 15-34

Ve dedi: “Yüzümü göremezsin! Çünkü insan beni görüpte yaşıyamaz.”

Çıkış, Bap: 33; 20

Musa, elinde iki antlaşma levhasıyla Sina Dağı’ndan indi. Rab’le konuştuğu için yüzü ışıldıyordu, ancak kendisi bunun farkında değildi.

Harun’la, İsrailoğulları, Musa’nın ışıldayan yüzünü görünce, ona yaklaşmaya korktular.

Çıkış, Bap: 34; 29-30

———————————

* Tekvin 5:1: “Tanrı Adam´ı yaratırken onu Tanrı benzeyişinde yarattı;”
* Tekvin 5:2: “Onları erkek ve dişi yarattı ve onları kutsadı ve yaratıldıkları günde onların adını Adam koydu;”
* Tekvin 5:5: “Ve Adem´in yaşadığı bütün günler 930 yıl oldu ve öldü.”
* Tekvin 5:8: “Ve Şit´in (Seth) bütün günleri 912 yıl oldu ve öldü.”
* Tekvin 5:11: “Ve Enoş´un bütün günleri 905 yıl oldu ve öldü.”
* Tekvin 5:14: “Ve Kenan´ın bütün günleri 910 yıl oldu ve öldü.”
* Tekvin 5:17: “Ve Mahalaleel´in bütün günleri 895 yıl oldu ve öldü.”
* Tekvin 5:20: “Ve Jared´in bütün günleri 962 yıl oldu ve öldü.”
* Tekvin 5:21: “Ve Hanok 65 yaşında Methuselah´ın babası oldu.”
* Tekvin 5:22: “Ve Methuselah´ın babası olduktan sonra, Hanok 300 yıl Tanrı ile yürüdü ve oğullar ve kızlar babası oldu;”
* Tekvin 5:23: “Ve Hanok´un bütün günleri 365 yıl oldu;”
* Tekvin 5:24: “Ve Hanok Tanrı ile yürüdü ve gözden kayboldu çünkü onu Tanrı aldı. ”

ufo_kuzey_atacan_ezekiel_gemi_uzayli_05HEZEKİEL’İN HİKAYESİ

Hezekiel 20 yıllık bir süre içerisinde dünya dışı varlıklar ve onların uzay araçlarıyla tam olarak 4 kez karşılaşmıştı. Bunlardan ilki M.Ö. 592’de 8000 kişiyle birlikte Babil’e sürüldüğü zaman meydana gelmiştir. Hezekiel, yüksek aileler sınıfından gelme büyük bir din adamıydı. Tüm bilgin kişiliğine ve engin bilgisine karşılık bu garip uzay aracıyla olan ilk yakın temasında büyük bir şok yaşamıştır. İlk temasında daha çok aracın dış yapısından ve işlevlerinden söz etmiştir. Daha sonra Tel-Aviv yakınlarında araca alındığından ve ufak bir gezintiden sonra tekrar alındığı yere bırakıldığından bahseder. Bu olay bile onu hayretler içinde bırakmaya yetmiştir. (Bölüm: 3, Ayet: 14) yaşanılan bu olay ve detaylı de bu bilgi aktarılmıştır.

İkinci deneyimiyle de bundan birkaç ay sonra karşılaşır. Bu olayı çok kısa bir biçimde anlatmıştır. (Bölüm: 3, Ayet: 22-4)

Üçüncü gözlemi, ilkinden bir yıl kadar sonra olmuştur. (Bölümler: 8-11). Hezekiel bu kısımda görmüş olduğu aracın onarımıyla ilgili bir şeyler anlatmaktadır. Anlatılan bu bölümlerde, helikopter takımlarından birisinin mekanik kollarından biri, ana gövdenin alt kısmındaki kızgın yerden bir şey alarak aracın mürettebatından birine uzatır. (Bölüm: 10, Ayet : 8)

Dördüncü gözlem birinciden yaklaşık 20 yıl kadar sonra gerçekleşmiştir. (Bölüm: 40)

Bu olayda Hezekiel Peygamber uzaylılar tarafından bir tapınak içerisinde gezdirilir. Yaşanmış olan bu olaylar serisinde hiçbir gerçek dışılık olmayıp hepsi mantığa ve bilime uygun referanslardır.

Bu satırları okuyanların bizi daha iyi anlamaları ve olayı kavramaları açısından Hezekiel peygamberin yaşadığı ve Tevrat’ta geçen bazı ayetlerle aktardığı bu deneyimlere şöyle kısaca bir göz atalım isterseniz…

“Yaratıklar şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı. Bu dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında, yere değen bir tekerlek gördüm. Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları iç içe girmiş bir tekerlek gibiydi. Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu. Tekerleklerin kenarı yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu. Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu; yaratıklar yerden yükseldikçe, tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu.

Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi. Yaratıklar hareket ettiğinde onlar da hareket ediyor, yaratıklar durduğunda onlar da duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde onlar da yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi. Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı. Kubbenin altında kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı. Yaratıklar hareket edince, kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Gürül gürül akan suların çağıltısını, her Şeye Gücü yeten ’in sesini, bir ordunun gürültüsünü ansıtıyordu. Durunca kanatlarını indiriyorlardı. Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu. Başları üzerindeki kubbenin üstünde lacivert taşından yapılmış tahta benzer bir nesne vardı. Yüksekte, tahtı andıran nesnede insana benzer biri oturuyordu. Gördüm ki, beli andıran kısmının yukarısı içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu, belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı. Görünüşü yağmurlu bir gün bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Öyleydi çevresini saran parlaklık. RAB’bin görkemini andıran olayın görünüşü böyleydi. Görünce, yüzüstü yere yığıldım, birinin konuştuğunu duydum.”

“Sonra Keruvlar’dan biri aralarındaki ateşe elini uzattı, biraz ateş alıp keten giysili adamın avuçlarına koydu. Adam ateşi alıp oradan ayrıldı. Keruvlar’ın kanatları altında insan eline benzer bir şekil göründü. Baktım, her Keruv’un yanında birer tane olmak üzere dört tekerlek gördüm. Tekerlekler sarı yakut gibi parıldıyordu. Dördü de birbirine benziyor, iç içe girmiş bir tekerleği andırıyordu. Hareket edince Keruvlar’ın baktıkları dört yönden birine doğru, sağa sola dönmeden ilerliyordu. Ön tekerlek nereye yönelirse, öbür tekerlekler de onun ardınca gidiyordu. Keruvlar’ın bedenleri -sırtları, elleri, kanatları- ve dördünün de tekerlekleri çepeçevre gözlerle doluydu. Tekerleklere “Dönen tekerlekler” dendiğini duydum. Her Keruv’un dört yüzü vardı: Birinci yüz öküz yüzüne, ikincisi insan yüzüne, üçüncüsü aslan yüzüne, dördüncüsü kartal yüzüne benziyordu. Keruvlar yukarıya doğru yükseldi. Bunlar daha önce Kevar Irmağı kıyısında gördüğüm canlı yaratıklardı. Keruvlar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyor, Keruvlar yerden yükselmek için kanatlarını açınca, tekerlekler de yanlarından ayrılmıyordu. Keruvlar durduğunda onlar da duruyor, Keruvlar yerden yükseldiğinde onlar da yükseliyordu.” (Hezeikel Tevrat)

 

Nesrin Dabağlar

 

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2015/01/8e05a84c85-astronoy.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2015/01/8e05a84c85-astronoy-150x150.jpgneoadminAdrenalin KöşesiAktüelGelişim-Yaşamgöktanrılar,hezekiel,incil,isa,musa,tanrılar,tevrat,ufo,uzaylı
Gökten gelen, yiyen içen, kızan, uçan, metalik sesler ve dumanlar çıkaran, kendilerine tapınak inşa ettirip orda keyif süren Tanrılar!!!!! Tapınaklara daha önce kurban olarak sunulan kişilerin dirildiğini gören şaşkın tanıklar! Tevratı İncili, şaşıracaksınız, inanamayacaksınız... 'Ve vaki ki toprağın üzerinde adamlar çoğalmağa başladı, ve onların kızları doğduğu zaman, Tanrı oğulları adam kızlarının...