FacebookTwitterGoogle+Share
Elektron ve pozitron

Elektron ve pozitron

Zamansız, mekansız ve maddesiz olarak da var olduğunun bilincinde olandır “ÖZ“ümüz… Kaynağımızın çekirdeğidir öz. Bu çekirdek öz, ikili bir sistemden oluşur, fiziksel gerçekliğe göre taşıdığı yük nötrdür. Tıpkı atomun çekirdeği gibi. Bir gerçekliğin taşıdığı yükün Nötr olması, içinde varlıksal ifade olmadığı anlamına gelmez. Bu öz gücü açıklamak için en bilimsel tanımı, Kuantumun babası kabul edilen Dirac’ın teorilerinde bulmak mümkün. Dirac’a göre elektron-pozitron ikili ünitesi Big-Bang sırasında oluşmuştur.

Big-Bang’e göre madde- antimadde bütünleşmesinden sonra arta kalan eksi yüklü elektronlar; evreni, dolayısıyla maddi bedenleri oluşturmuştur. Elektronlar kaynak olan bir bütünden kopmuş, zamanın akışından etkilenmeye başlamıştır. Aslında bir doğum gerçekleşmiştir elektronun dönmeye başlamasıyla. Hristiyanlığın Ruh-ul Kudüs’teki üçlü (teslis) kavramı, baba-oğul- ruh diyerek sanki buna işaret etmekte bana göre. Zira Dirac’ın ruh için yaptığı tanım da bu yöndedir.  Oğul diye tabir edilen kavram, Big Bang’ten doğan ve evreni oluşturan elektronlardır. Ruh ise pozitronların tamamıdır ona göre. Kuran dilindeki Ezvac ünitesi ise, Dirac eşitliğindeki elektron- pozitron çifti ile benzetilebilir mana olarak.

Not: Paul Adrien Maurice Dirac (8 Ağustos 1902 – 20 Ekim 1984), İngiliz fizikçi ve matematikçi. Kuantum fiziğinin kurucularındandır. Diğer önemli keşiflerinin yanında fermionların davranışını açıklayarak antimaddenin keşfine olanak veren ve kendi adı verilen Dirac eşitliği’ni yaratmıştır. Dirac 1933 Nobel Fizik Ödülü’nü Erwin Schrödinger ile paylaşmıştır. Uzayın boşluğunda bulunan dönen, sanal, negatif enerji yüklü, anti maddeden yapılmış olan potansiyel enerji (pozitron) elektronları vardır. Bu sanal parçacıkların her birinin bir hafızası vardır ve bedendeki gerçek dönen parçacıklarla etkileşim içindedirler. Bu sanal parçacıklar, big bang’la yaratılmış, evren yok olana kadar da evrende var olmaya devam eder. Buna ruh dendiğini söyler Dirac. 

Madde ve Karşıt Madde

Madde ve Karşıt Madde

Kuranda, “Onlar birbirlerine sırt sırta yaslanmış olarak, bir tahtta otururlar” anlamında pek çok ayet vardır. Dehr (zaman) suresinde, selsebilin ortasında oturan birbirine yaslanan müttekilerden bahseder. Selsebil kelimesi, pek çok kola ayrılan kaynak ve merkez diye meal edilir. Merkezdeki  (birbirine yaslanmış çift olan) müttekilerin etrafına saçılmış ve bir saltanat-akışta (yörüngede) olan sayısız Vildan’lar olduğunu söyler ayet. Vildanlar, belirlenmiş yörüngelerdedir ve şekilleri inci gibi yuvarlaktır, ışıltılı saydam dokuma elbiseleri ve üzerlerinde daha koyu parlak sırma kaftanları vardır. Her bir Vildanın merkezdeki “mütteki” ile görünmeyen bağı vardır ve kendisine ait yörüngede dönerek saltanat-devamlılık sürdürür.

Bu surede beni en çok büyüleyen ayet şudur: “Şüphesiz ki biz Vildanları, dileğimiz bir eş-benzeriyle değiştiririz.” Bu anlatım, bana atomu ve elektronları hatırlatıyor. Bir benzeri ile değiştirilen vildan kavramı, yörüngeler arasında sıçrayan elektrona benzemiyor mu? Ya da kuantum sıçrama denilen, yörüngeler arasında birbiriyle yer değiştiren elektronları?

Vildanlar...

Vildanlar…

“Onları Biz yarattık. Ve bağlarını Biz kuvvetlendirdik. Ve dilediğimiz zaman onları emsalleri ile değiştiririz.” Dehr-İnsan 28

Bu bilgi aynı zamanda başka bir bilginin kapısına bizi dayandırıyor ki o da başlı başına bir konudur… Torus formu konusu… Vildanın şekli ve parlak elbisesinin tanımları, insan bedeni etrafında var olduğu artık net bir şeklide kanıtlanan, Torus formundaki manyetik enerji kafesini net bir şekilde çağrıştırıyor. Çünkü, maddesel gerçekliğe geçen her parçacık, kendini torus formuyla tezahür ettirir. Elektronlardan, gezegenlere, yıldızlara galaksilere kadar her şeyde Torus örüntüsü vardır. Zamanın ve Evrenin modelinin de Torus formunda olduğu, bilim dünyasında genel kabul görür. Bana göre, ayette Vidanların Sündüs diye anlatılan elbisesinin yapısı, tamamen bu kafesin benzeridir. Sündüs; Dünya gözüyle görünmeyen ışıktan iplikle dokunmuştur ve iki zıt yönden iplikler atılarak yapılan dokuma işlemi ile de bir kafes görünümü yaratır.

2928373582_332bb877b5_z

Bedeni Çevreleyen Torus Kafesi

Merkezdeki nötr bir özün etrafında saçılan sayısız yörüngedeki Vildanlar kavramı bana,  aynı zamanda paralel evrenler teorisine göre her bir evrenimizdeki eşbeni çağrıştırıyor. Merkezdeki nötr yüklü çekirdek de aradığımız “Öz”ü anlatıyor sanki. Aynı zamanda da atom modeli ve paralel evrenler teorisinin benziyor olması da ayrı bir ilginç bana göre.

Zaman

Zaman

İnsan suresindeki “Dehr”  sözü açılmamış, katışık zaman anlamında kullanılmıştır, ilk ayetteki Hin kelimesi ise, ölçülen lineer zamandır. Ayette “Biz seni Dehr’in içindeki bir Hin’de yarattık” der. Tıpkı fizikteki İç zaman-Dış zaman gibi…

Cennette beklediği söylenen huriler, beden cinsiyetini değil, takyonik yapıların taşıdığı dişi-eril düalitesini anlatıyor diye düşünüyorum. Yani elektronların karşıtı olan pozitron eşleri var… Başka bir boyutta, fizik bedenler, kendi sanal parçacıklarından oluşan bedenleri ile mi bütünleşecek diye soruyorum. Evrenin patlayarak genişlemeye başlaması gibi tekrar büzüşerek kapanması bekleniyor. Kıyam günü, fasl günü, karia günü, telak günü, cem günü, hak günü, vaad günü gibi pek çok ismi olan bu kapanma günü, elektronun çiftine kavuşarak madddesel gerçekliğinin kapanması, yani bir nötrlenme günü diye düşünmek bu konudaki pek çok sorumu da cevaplandırmış oluyor.

Bu bakışla baktığımda Kur’an’da Dehr (İnsan) suresi bana çok ilginç mesajlar vermeye devam ediyor. Dehr kelimesi bütün zamanların toplanmış, açılmamış hali demekmiş. Fizikteki dış zaman tanımına bire bir uyuyor. Suredeki ilk ayette, birleşik bütünsel bir zamanın üzerinde, ölçülen, açılan bir zaman içinde seni yarattım, diyor. Bu da iç zamanı, yani lineer zamanı anlatıyor. Ölçülen, açılan zaman kelimesinin kavramı ise Hin kelimesi olarak kullanılıyor. Bu surede, insanın yaratılışı için, ikili bir sistemden oluşan bir bütünlükten bahsediyor. Madde-antimaddeye ya da elektron-pozitrona karşılık gelen bir ifade bu.

Bu tanımlar atom, atom çekirdeği ve elektronlar tanımına müthiş benzediği gibi, aynı zamanda bana paralel evrenler çağrışımı yaptı. Yukarısı nasılsa aşağısı da öyledir diye düşünürsek, Atomun içinde dönen elektronlar aynı zamanda kendi kaderinde yürüyen insanı da temsil ediyor bana göre. Merkezdeki proton ve nötrondan oluşan çekirdeğin etrafında dönen (-) yüklü elektron, yaşamdaki maddeyi ve bizi yaratıyor. Bu elektronlardan oluşan bedenimiz ve lineer zihnimiz, bir merkezin etrafında kader döngüsü içinde yaşıyor. Bu yaşamın merkezde ise tıpkı atom çekirdeği gibi  iki zıt kutuplu enerjinin birleşmesi sonucu NÖTR kalan bir ÖZ’ var.

Elektron demek yaşam demek çünkü Elektronun dönmemesi ile yaşam titreşimi bitiyor. Bu titreşimin bittiği nokta; -273. Yani mutlak sıfır noktası… Kuranın diliyle “Cimaletün sufrun.” Madde o noktada parçacık olma özelliğini yitiriyor ve kuantum alanı başlıyor. Yani dalga evren başlıyor… Cimaletun Sufrun kavramı ise başlı başına derya deniz uzun bir konu diyerek “ÖZ” ile ilgili yazımızı burada şimdilik kapatalım.

Meraklısına not: Mutlak Sıfır Noktası için yazımı alttaki bu linkten okuyabilirsiniz.

Deve İğne Deliğinden Geçer mi?

Nesrin Dabağlar

30 Eylül 2016

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2016/12/öz.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2016/12/öz-300x300.jpgneoadminAdrenalin KöşesiAktüel",antimadde,atom,atom çekirdeği,big bang,çift,dirac denizi,elektron,ezvac,kuantum,nötr,Öz,pozitron,ruhul kudüs,zaman
Zamansız, mekansız ve maddesiz olarak da var olduğunun bilincinde olandır 'ÖZ'ümüz... Kaynağımızın çekirdeğidir öz. Bu çekirdek öz, ikili bir sistemden oluşur, fiziksel gerçekliğe göre taşıdığı yük nötrdür. Tıpkı atomun çekirdeği gibi. Bir gerçekliğin taşıdığı yükün Nötr olması, içinde varlıksal ifade olmadığı anlamına gelmez. Bu öz gücü açıklamak için en bilimsel...