FacebookTwitterGoogle+Share

Rüyalarımız zamanın içinde gezinmelerdir. Kimin gezinmeleri mi? Bizim dünyasal bilincimizi de  kavrayıp kapsayan enerjisel ve tümsel varlığımızdır gezen

Onun adına Özben, Yüksek Bilinç, Double, Çift, Astral Beden, Süptil Beden gibi bir sürü isim verebiliriz. Hatta ben gölgelerde ve kaynağın başında oturduğu söylenen  “Müttaki” kelimesinin bile aynı şeyi anlattığını düşünüyorum. ( Mürselat 41) Zamanın merkezinde oturan  ve madde olmayan gölge beden…

Ben Kuantum Beden adını da kullanmayı seviyorum. Malum popüler bir kelime, kuantum…

Aslında çok da doğru bir tanımlama bu. Kuantum, gözle görülmeyen çok küçük parçacık ya da dalgacıklar demek… Süptil kelimesi bu anlama çok yakın bir kelime…

Dünyadaki zaman algısı, beynimizin korteksinin ölçtüğü iki boyutlu bir algıdır. Fizik yasalarıyla açıklanan başka  zaman tanımlamaları var. Tıpkı ışık spektrumunda göremediğimiz diğer dalga boyları gibi zamanın da başka boyutları var. Bizim uyanıkken ölçemediğimiz bu zaman boyutlarına rüyada iken geçebiliyoruz. Uyuyan korteks bilinci, başka bir  bilincimizin bu boyutu algılamasına izin veriyor.

Uyurken gördüğümüz rüyalar, tabakalar halindedir. Birinci tabaka, yaşadığımız tüm olayların bilinçaltına atılan kayıtlarıdır. Bu tabakadaki rüyalarımız analiz edildiğinde, kendi iç dünyamızın bilinmeyenlerine ulaşırız.

İkinci tabaka ise, bilinç olma halini sürdüren, yaşayan ya da yaşamayan diğer varlıklarla bir arada olduğumuz bölümdür. Yani ölmüş yakınlarımızı da görebildiğimiz alandır. Bazen bize mesaj verirler o karşılaşmalarda. Bu alanda sadece kendi yakınlarımız değil, diğer bilinçli varlıklar da bulunur. Hala yaşamakta  ve o an uyumakta olan insanlar ile de karşılaşabiliriz bu alanda. Sonraki tabakalar ise diğer üst boyutları içerir.

Birinci tabaka rüyaların dışına çıktığımızda, kendi gelecek zamanlarımızın potansiyel durumları ile de karşılaşabiliriz. Bu rüyalar bu dünyada zamanı geldiğinde gerçekleşir ve bizi şaşırtır genellikle. Aaaa rüyamız çıktı, deriz. Tüm insanların en az yüzde onu geleceğini görür rüyalarında. Ciddi bir orandır bu… Aslında tüm insanlar görür ama, hatırlamazlar genellikle bunu…

Potansiyel ne demek? Potansiyel olması muhtemel olan demektir. Yani yaşama ihtimalimiz olan gelecekleri görürüz. Bu gördüklerimiz kesin olacak olan değildir. Muhtemeldir henüz gördüğümüz anda… Uyuduğumuzda zamanın düz çizgisinin algısından kurtuluruz demiştik. Dünyada yaşamak aslında bir tutukluluktur. Dünya bandına, dünya rüyasına çengellenmişizdir. Ve hepimiz ortak bir boyutun içindeyiz şu anın içinde uyanık iken… Buna uyanıklık diyoruz ama aslında bu da bir rüyadır. Ama hepimizi içine alan büyük bir rüyadır. Uyuduğumuzda gördüğümüz rüyalar ise bize özgün ve bize aittir. Tek başına olduğumuz bir rüya…

Rüyada gittiğimiz kendi gelecek potansiyellerimiz, aslında bizim uyanıkken düşündüğümüz, varsaydığımız, hayal ettiğimiz, vesvese ile kurgusunu yürüttüğümüz olasılıklardır çoğunlukla… Hani fal neden yasaktır bilir misiniz? İşte bu yüzden yasaktır… Fal sırasında geleceğe dair duyduğumuz her şeyin gerçekleşme ihtimali artar. Siz belki bir yıl sonraki sizin hakkınıza tecavüz etmiş olursunuz faldaki durum hakkında yorum, istek vs yaparak.  Bugün ve bu andan bakarak, bir yıl sonraki sizin kararlarınızı vermek yanlıştır. Çünkü sadece şu anki size ait bileşenler ile düşünürsünüz. Evren her an size yenilikler sunar oysa ki ve sizi değiştirir.

Yine de falda değil de rüyada kendi kendimizin geleceğinin olasılıklarını görmek, bizim için mesaj verici olabilir. Uyarı yapan bu tür rüyalar, dünya eylemlerimiz için bize yol göstericidir. Double denen o bedenimiz bizim iyiliğimiz için hizmettedir çünkü. Bu bedenimizin tek bir sıkıntısı vardır. O boyuttaki alfabe 29 bin harfli, bu boyuttaki alfabe 29 harflidir. Sayılar elbette temsilidir bu tanımda. Bu alfabeler arası fark nedeniyle  mesajlarını bize anlatmakta zorluk çeker ve temsiller, semboller kullanır. Bize anlatamadığını ise bedenimizdeki hücrelerdeki suya kaydederler. Evet yanlış duymadınız… Hücrelerimizdeki su bir hafıza kasası gibidir. Kayıtladığı bu bilgileri gün içinde dünyasal veriye çevirdikçe; sezgisel, durugörüsel mesajlar algılamaya başlarız. İnanın benim uçarık farazilerim değil bunlar. Bu bilgi için Dr. Garnier Malet adını bir araştırın, şaşıracaksınız. Kendisi Nobel ödüllü bir fizikçidir. Rüyadaki zamanın açılımlarını fizik formülleriyle açıkladığı bir kitap yazmıştır. Haaa, kimin umurunda değil mi? Dünya rüyası o kadar ağır zincirle bağlamış ki bizi kendisine… Kim takar rüyaları?

Beynimizde hareketin ve yaşamın sorumlusu olan nöronlar, kendi aralarında elektrik akımı ile haberleşirler. Bu nöronların türleri ve görevleri vardır. Rüyada iken bir kısım nöronlarımız daha fazla aksiyon gösterirler. Yani tıpkı uyanıkken  olduğu gibi…  Bunlara bir de karnımızdaki bağırsak nöronlarımızın aksiyonlarını eklerseniz ortalık iyice şenlenir. Bu nöronların kullandığı alfabe hem dünyasal ve rüyasaldır. Bu iki alfabenin ortak kullanımıyla hatırlarsınız rüyanızı. Rüyanızda gördüğünüz bir merdivenin sizin için kaç tür açılım içerdiğine inanamazsınız.

Hani işte neden rüya görüyorsunuz? Size ne anlatmak istiyor rüyalarınız? Bu rüyalarınızı nasıl çözeceksiniz? Size bu derginin sayfalarından elimizi uzatmaya çalışacağız ben ve arkadaşlarım… İnteraktif olarak paylaştığınız rüyalarınızın mesajlarını çözmenizde katkı sağlamak istiyoruz.

Zamanda yolculuklardır rüyalarımız… Ve bizler de zaman yolcusu… Yolculuğumuz hayırlı yollarda olsun…

Sevgi yolumuz sizinle, tek yapmanız gereken şey; elinizi uzatmak….

 

Nesrin Dabağlar

Neoglance Rüya Araştırmacısı ve Rüya Analizcisi

Nesrin Dabağlar’ın Rüya Konulu TV programını izle:

Rüyalar

 

https://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/02/ruya-gezgini.jpghttps://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/02/ruya-gezgini-150x150.jpgneoadminRüya Bilimianaliz,nesrin dabağlar,rüya,rüya yorumu
Rüyalarımız zamanın içinde gezinmelerdir. Kimin gezinmeleri mi? Bizim dünyasal bilincimizi de  kavrayıp kapsayan enerjisel ve tümsel varlığımızdır gezen... Onun adına Özben, Yüksek Bilinç, Double, Çift, Astral Beden, Süptil Beden gibi bir sürü isim verebiliriz. Hatta ben gölgelerde ve kaynağın başında oturduğu söylenen  'Müttaki' kelimesinin bile aynı şeyi anlattığını düşünüyorum. ( Mürselat 41) Zamanın merkezinde...